| Sonraki »

27/9/2008

Türkcenin bir eksiği yok!!ya senin?!!!!!




 

Türkiye Cumhuriyeti sosyal hayattaki mahalli zenginlikleri ve çeşitlikleri koruyarak geliştirme ilkesini benimsemiş, milli devlet ilkesinin gereği olarak da her ülke gibi “tek dil, tek bayrak ve bütünlük içinde bir ülke olmak” ilkesine dayandığı için Türkiye Türkçe’sini her zaman koruyacaktır. Yeter ki Türkçe’nin zenginliğine güvenelim, her yerde her zaman Türkçe konuşalım ve yazalım, yazdıralım! Türkçe öğretelim! Türkçe’yi resmi bir Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler dili durumuna getirmek için, Türkologlarımızın Türk dilini, Türk edebiyat ve kültürünü bütün dünyaya tanıtma fırsatı verilmelidir. İşte o zaman “Benim vatanımın sınırları ‘Edirne’den başlayıp Hakkari’de bitmez, benim vatanımın sınırları Türkçe konuşulan yerde başlar, Türkçe konuşulan yerde biter” diyen Ömer Seyfettin’i haklı çıkarabiliriz.

Türkçe hakkındaki olumlu görüşlere rağmen Türkçe’nin ve Türk kimliğinin erimemesi, yozlaşmaması için ve Türkçe’nin işlevini koruyan bir dil olarak kalması için Kıbrıs Türk’ü Yusuf Yanç’ın aşağıdaki sözlerini aklımızdan çıkarmamalıyız:

“Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi kaybettik, Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik. Türkçe’miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?”

 

TÜRK DİL BAYRAMI (26 Eylül)
İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932’de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde dil ve tarih, Atatürk’ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara “Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?” diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine “Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.

Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.


Yaşadığı sosyal topluma bilgili olduğunu göstermek uğruna türkçe'ye yabancı kelimelerin sokulması,türkçe'nin yanlış kullanılması.

kültür,dil emperyalizmi çerçevesinde inglizce kelimelerin dilimize tecavüz etmesi..

unutmayalım ki dili yozlaşması beraberinde toplumun yozlaşmasını da getirir,toplusu yozlaşan uluslar da pek uzun ömürlü olamazlar..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır